Mesajlar Etiketlendi ‘sabahattin ali’

sabahattin ali

Sabahattin Ali ‘ nin 1943 yılında yayınladığı Kürk Mantolu Madonna romanı bugünlerde tekrar elime aldığım bir roman.  Yazarın bana göre bu muhteşem romanı, İkinci Dünya Savaşı’ nı önceleyen yıllarda yaşanmış tutkulu ve marazi bir aşkı konu almakta, atmosferi  ve yarattığı etki ile, on dokuzuncu yüzyıl Rus anlatı edebiyatının- özellikle de Dostoyevski ve Gogol‘ün- çağrışımlarını da taşımaktadır.  Çok etkilenerek okuduğum bu romandan birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum…

”Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle baş başa kalsam, Raif efendinin saf yüzü, biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek isteyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor. Halbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz İnsanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. ”

‘Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: “Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?” Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkûm birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz.”

”İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

”Gerçi etrafları tarafından anlaşılmayan, haklarında daima yanlış hükümler verilen insanların zamanla bu yalnızlıklarından bir gurur ve acı bir zevk duymaya başladıklarını biliyordum, fakat hiçbir zaman etrafın bu hareketini haklı bulacaklarını tasavvur edemiyordum.”

”Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir.”

”Kim olursa olsun bir insanın,  yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydi.”

‘Şunu anladım ki bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”

”Kimbilir..
Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak tekrar karşılaşırız ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız..”

Romanın esas temasını ikinci bölümde bulabiliyoruz.  Raif Efendi’ nin  siyah kaplı bir deftere döktüğü tutkulu bir aşk hikayesi…

En az üçüncü kez okuduğum bir roman sizlerin kim bilir kaçıncı kez okumuş olduğu ya da okuyacağı bir roman. . Benimki si ufak bir hatırlatmaydı sadece..

Keyifli okumalar..

 

Gönül Dicle İpekçi

 

Reklamlar