Mesajlar Etiketlendi ‘Malte Laurids Brigge notları’

Hiç kimseniz ve hiçbir şeyiniz yoktur, elinizde bir valiz ve bir kitap sandığı, çevrenize karşı ilgi duymaksızın, dünyada dolaşır durursunuz. Hayat mı bu! Yersiz, yurtsuz, ana baba yadigârı eşyalardan yoksun, köpeksiz. Anılar olsaydı hiç değilse. Ama kimde var ki? Çocukluk olsaydı, derinlere gömülmüş gibidir çocukluk. gonul_dicle_ipekci_kaçmak

Ah, şimdi nereye kaçacaksın, nereye kaçacaksın? Kalbin, seni içinden dışarı atmakta, kalbin peşinden gelmektedir, geri dönmen mümkün değildir. Çiğnenen bir böcek gibi içinden dışarı taşarsın; üstündeki azıcık sertlik, kaldı ki uyum sağlamanın da bir anlamı kalmamıştır…..

Ey dışarıya bakan kör pencereler, ey dikkatle kapanmış kapılar, öteden beri gelenekle gelmiş, kabul edilmiş, asla tamamen anlaşılmamış tertibat. Ey merdivenlerdeki sessizlik, yan odalardan gelen sessizlik, ta yukarıda tavandaki sessizlik.

Ey anne: Ey vaktiyle çocuklukta bütün bu sessizliklerin önünü kapatan Biricik. Sessizliği yüklenip, “Korkma, benim!” diyen ses. Gece vakti, korkana, korkudan helak olan sessizlik olma cesaretini gösteren sen. Bir ışık yakarsın ve işte bu ses bile sensin. Işığı önüne tutar ve, “Benim korkma!” dersin. Sonra ışığı koyarsın yavaşça ve şüphe kalmamıştır: Sensin, sen, gizli anlamlardan uzak, iyi, basit, hilesiz, aşina, mahrem eşyaların çevresindeki ışıksın.

Duvarın bir yerinde bir çıtırtı ya da döşemelerde bir ayak patırtısı oldu mu, gülümsersin, sanki o yarım sesle birmişsin, onun sırdaşı biriymişsin, onunla sözleşip anlaşmışsın gibi gözleri sende ürkek çehreye karşı, aydınlık fonda saydam, gülümsersin. Dünya hükümetleri içinde senin kudretine eşit bir kudret var mı?

Rainer Maria Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları..

Modern edebiyatın en etkileyici şair ve yazarlarından Rainer Maria Rilke’nin tek romanı olan Malte Laurids Brigge’nin Notları, yazarın 1902 ve 1903 yıllarını geçirdiği Paris’teki gözlemlerinden kaynaklanır. Rilke’nin günce biçiminde kurguladığı bu başyapıt, bir yanıyla yazarın Paris anılarını canlandıran otobiyografik bir roman olma özelliğini taşıyor.

Birçoklarınca varoluşçu edebiyatın ilk parlak örneği olarak kabul edilen bu yapıtta Rilke’nin bütün ana temalarını, aşkı, ölümü, çocukluk korkularını, kadının tanrılaştırılmasını ve bir “gönül meselesi” olarak ele aldığı “Tanrı” düşüncesini görmek mümkündür. Behçet Necatigil’in klasik niteliği kazanmış çevrisiyle yayınlanan kitabı okuduğumda çıkardığım sonuç şu ;

Anılarından, çocukluğundan, çocukluk korkularından  kaçmak ama nereye kadar? Bir savunma mekanizması olarak karşımıza çıkan, yüzleşmeye korkulan gerçeklerin ortaya çıkmasından endişe edilerek yapılan eylemi Rainer Maria Rilke nin beni çok etkileyen bu dizelerinde çok net bir şekilde dile getiriliyor. Kendine olan özgüvenini yitirmiş bir şekilde herşeyden korkarak yola koyulmak insanlardan kaçarken aslında kendi benliğinden kaçtığını kabullenmeden gitmek çözüm müdür ?

Sevgiyle..

Gönül Dicle İpekçi