Mesajlar Etiketlendi ‘gonul dicle ipekci’

la fenetreKorkuyla, irkilerek eski huylarımdan yüz çevirdiğim kesin; şimdi o durumumdan nefret ediyor, utanıyorum. Dünden beri içime yerleşen yeni adam gitmeme izin vermiyor. Ne olur, beni kovmayın, Natalie!
Bakışları yüzüme çakılmış gibiydi; söylediklerime inandı, gözlerinde büyük bir tedirginlik belirdi. Bense onun yanımda bulunmasından büyülenmiş, odasının sıcaklığıyla ısınmış olarak sayıklarcasına mırıldanıyordum. Ellerimi ona uzatmıştım.

Şunu iyice bilin ki, sizden başka yakınım yok. Aslında sizi her dakika, her saniye özlemişimdir, ancak gururum el vermediği için sizi sevdiğimi söyleyemedim. Karı-koca olarak yaşadığımız eski günleri bir daha döndüremeyiz, artık gerek de yok buna. Beni uşağınız olarak yanınıza alın, bütün malım-mülküm sizin olsun, onları istediğiniz gibi dağıtın, içim rahat, Natalie, huzur içindeyim… Hiçbir kaygım kalmadı…” 

Anton Çehov, Bütün Öyküler s.190 ‘Karım’

Gönül Dicle İpekçi

gonul_dicle_ipekci_robin_williams”İnsan, insan ırkının bir üyesi olduğu için şiir okur ve insan ırkı tutkuyla doludur! Tıp, hukuk, bankacılık, bunlar hayatı devam ettirmek için gereklidir..
Ama şiir,aşk, sevgi, güzellik…Bunlar da bizim yaşama nedenlerimiz!”

Ölü Ozanlar Derneği / Robin WILLIAMS

”Eskiden hayatta başıma gelebilecek en kötü şeyin bir başıma kalmak olduğunu düşünürdüm. Ama öyle değilmiş. Hayatta başa gelebilecek en kötü şey; seni yalnız hissettiren insanların arasında bir başına kalmakmış.”

Robin Williams

Ölü Ozanlar Derneği ve Can Dostum filmleri ile Türkiye’de ve dünyada geniş hayran kitlesi edinen Oscar ödüllü ünlü oyuncu Robin Williams ı hep sempatik bulmuşumdur. Hatta Al Pacino ile baş rol oynadığı Imsomnia filmindeki negatif karakterini seyrederken bile kızmam mümkün değildi. Hayatının çok büyük bir bölümünde alkolle mücadele ettiğini, müthiş bir iradeyle tam 20 yıl boyunca alkol almadığını ve bir gece ansızın, bir zayıflık anında şişelerin dibine döndüğünü öğrendiğim zaman  bu alkolizm denilen şeyin, pusuda bekleyen bir yılan olduğunu anlamıştım.

Toprağın bol olsun komik adam. Işıklar içinde uyu…

 

Gönül Dicle İpekçi

Edip-Cansever1Ben mişim -neymiş- su sesiymiş
Oymuş -cam kırıkları gibi gövdemi yakan-
Yanağında sardunya kokusuyla yazdan
Kimmiş o gelen ya giden kimmiş
Bir yabancı mı, yoksa bir ermiş
Değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi
Yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
Ne kalmış bir önceden ya da bir sonradanloş
Kim koparmış dalından bu yabani incirleri
Ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
Ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

Yıldızlar, büyülü ülke adımı unutturan
Bir kaya, bir ot, bir akarsu
Hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
Ki bütün ölüleri sığa çıkaran
Ve kenti bir ölüm derinliğine salan
Yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

Şiirler yazdım, kitaplar okudum
Elimde bir bardak aldım, onu yeniden oydum
Derinlerde kaldım böyle bir zaman
Kim bulmuş ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
Ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
Söyleşin benimle biraz bir kere gelmiş bulundum.

Edip Cansever / Gelmiş Bulundum

Şiirlerinde bireyin arayışlarını, umutsuzluklarını, uyumsuzluğa varan yaşam ilişkilerini yansıtmaya çalışmıştır. Çevresindeki insanların yaşayışlarını etkileyecek, dünyaya bakışlarını değiştirecek bir şiirin aranışı içinde, kapalı bir imge anlayışına yaslanan, bu yüzden yadırganan, “anlamsız” diye nitelenen yapıtlar ortaya koymuştur.  Turistik eşya ve halı ticaretinden şairliğe doğru yol alan Edip Cansever, Çağdaş şiir akımlarındaki gelişmelere büyük katkısı olmuş, yazdıklarının büyük oranda aydınlığa çıktığı ispatlanan bir düşünce şairi olarak nitelendirilmiştir. Yalnızca şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettiren büyük şair bugün 86 yaşına girmiştir.

İyi ki doğdun Edip Cansever.. Saygıyla..

 

Gönül Dicle İpekçi

 

monroHiç bir zaman mutlu olmayacağımı biliyorum ama neşeli olabilirim….Ey Hayat! Senin iki yönünü takip ediyorum, havaya asılıyım, daha çok aşağıya düşer gibiyim… Ama kuvvetliyim, rüzgârdaki bir örümcek ağı gibi.Kırağı ile varlığım kuvvetleniyor, soğuk ve ışıltılı. Ama inci dizili çizgilerim bir tablo gibi rengârenk.   Ah hayat, seni aldattılar…

Marilyn Monroe

  • Gülen gözlerinin perde arkasında acıya yetinmiş sarı ruhlu kadın Marilyn Monroe’ye saygıyla.. 5 Ağustos 1962 Çünkü efsaneler ölmez..

macitAnkara Devlet Konservatuvarı Müzik ve Tiyatro bölümü mezunudur. Sinemaya 1975 yılında başlamıştır. Yeşilçam’da, 1976 yılında Ferdi Tayfur’un baş rol oynadığı “Huzurum Kalmadı” adlı filmle “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödülünü almıştır. Devlet tiyatrolarında oyuncu, rejisör ve yönetici olarak çalıştı. Çok karizmatik bir ses tonuna sahiptir. Genellikle yardımcı rollerde oynadığı filmlerde, her zaman kendisini konuşmuştur. 12 Kasım 1996 tarihinde hayata veda etmiştir. Kendisi gibi yüzlerce örnek olmasına rağmen yine de söylemekten hiç hoşlanmıyorum ama, o da ucuz bir otel odasında, yalnızlık içinde bu dünyadan göç etmiştir.

Seviyoruz. Sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Gönül Dicle İpekçi

nostalji_siyah_beyaz_06_thiçimdeki gökkuşağı besbelli neden bulutların içinden kuşlar yağıyor bir şiire başlarsın birini bitirmeden hiç kimse gözlerine inanamıyor sevmek için geç ölmek için erken

Attila İlhan / Sevmek İçin Geç Ölmek İçin Erken

  • Fotoğraf: Sadri Alışık, Çolpan İlhan ve Kerem Alışık

Çorpan İlhan benim için;  güzelliği, zerafeti, eforsuz şıklığı, asaleti, sanatı, anneliği,eş olmayı, kadınlığı en iyi sembolize eden kadınlardan biri idi. Hep pırpır etti kalbim Sadri Alışık’tan sonra ona bir şey olur mu diye. Şimdi çok güzel bir yerde. Mekanı cennet olsun.

Sevgilerimle…

Gönül Dicle İpekçi

Kerem Alışık’ın annesi, Sadri Alışık’ın eşi ve Atilla İlhan’ın kardeşi Çolpan İlhan güzel uyu. Işığın bol olsun… 25 Temmuz 2014

kampBizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar.Tarih öncesi köpekler havlıyordu.Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, o polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü. Memo’ya ve sana duyduğum sevgide bu ölümleri de, bu öksüzlükleri de değerlendirmelisin. Aşkımın tandırdan yeni çıkmış bir yufka gibi her dem sıcak ve taze olduğunu anlamalısın. Yüksek öğrenim yıllarında Başkent sokaklarında ceplerimi ellerime doldurarak yürürken ileride bir karım olacağını, çocuklarım olacağını düşünürdüm. Yüzsüz, bedensiz bir şeydi bu kadın; bir gölge gibi düşlerimin arasından sıyrılır, geçer giderdi zaman zaman. Sensin o kadın. O çocuklar Memo ile Elif. Annemle babam Bilecik’te Şoşa’nın yanında yanyana iki mezarda uyuyorlar. Annem 1939’de, babam 1957’de öldü. İki ölüm arasında 20 yıllık bir ara var. Ama işte ikisi de yanyana yatıyor. Birgün gidelim. Gidelim mi? Büyükannemle Hasan amcam da şu koyu yeşilliğin altındalar. Ama yanyana değiller. “Sizin hiç babanız öldü mü?

Cemal Süreya, On Üç Günün Mektupları 23/7/1972