Mesajlar Etiketlendi ‘cemal süreya’

kampBizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli bir erin nezaretinde. Sonra o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar.Tarih öncesi köpekler havlıyordu.Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, o polisler. Duyarlığım biraz da o çocukluk izlenimleriyle besleniyor belki. Anam sürgünde öldü, babam sürgünde öldü. Memo’ya ve sana duyduğum sevgide bu ölümleri de, bu öksüzlükleri de değerlendirmelisin. Aşkımın tandırdan yeni çıkmış bir yufka gibi her dem sıcak ve taze olduğunu anlamalısın. Yüksek öğrenim yıllarında Başkent sokaklarında ceplerimi ellerime doldurarak yürürken ileride bir karım olacağını, çocuklarım olacağını düşünürdüm. Yüzsüz, bedensiz bir şeydi bu kadın; bir gölge gibi düşlerimin arasından sıyrılır, geçer giderdi zaman zaman. Sensin o kadın. O çocuklar Memo ile Elif. Annemle babam Bilecik’te Şoşa’nın yanında yanyana iki mezarda uyuyorlar. Annem 1939’de, babam 1957’de öldü. İki ölüm arasında 20 yıllık bir ara var. Ama işte ikisi de yanyana yatıyor. Birgün gidelim. Gidelim mi? Büyükannemle Hasan amcam da şu koyu yeşilliğin altındalar. Ama yanyana değiller. “Sizin hiç babanız öldü mü?

Cemal Süreya, On Üç Günün Mektupları 23/7/1972

Reklamlar

 

gonul_dicle_ipekci_kitaplarımÇocukken en sevdiğim şeydi benim okumak, okurken başka dünyalara gitmek… Okuma yolculuğu için tüm sokaklardan, arkadaşlarımdan vazgeçmek… Yolculuk öyle sadece bir yerlere gitmekle olmaz, bunu anladığınız gün belki de hayatınızda bir şeylerin değişeceği gündür. Okurken başka dünyaları algılayıp, kendi hayatınızı sorgulamaya başlarsınız. Fransız varoluşçu yazar Jean Paul Sartre der ki “Dünyayı dil aracılığıyla keşfettiğim için, dili dünya sandım”. İşte insanlığın yolculuğu tam da burada başlar, benimki ise dili dünya sanıp, kendimi nokta zannetmekte… Okudukça küçülüp, küçüldükçe okumakta…Dili algılayınca aşkı da ayrı algılar insan, sınırların ötesinde sevmeyi öğrenir, şairlerin en güzel satırlarında bulur kendini… Turgut Uyar’ı, Cemal Süreyya’yı, Edip Cansever’i keşfeder insan. Sevmenin acı çekmek demek olduğunu, dilin kelimelerin kifayetsiz olduğunu satır aralarında fark eder.  Sonra okumalar yetmez, düşündüklerinizi biriktirir, biriktirdiklerinizi yazarsınız. Kağıt kalem olmadığında  bile, beyninize not almaya başlar hale gelirsiniz her şeyi.  (daha&helliip;)