Temmuz, 2014 için arşiv

kahloEvet, şüphesiz ki sen aşkın ve acının kadınısın Frida. Ve yine elbette ki ‘Bir dağın içini ancak başka bir dağ bilebilir.’ Sen içimizden geçeni bilirsin, yüce dağ. Yüca ağ, yüce ahh.
Ah Frida, daha doğumun acılı, sancılı anlarını yaşıyor idik. Henüz dünyanın kanayan rahminden senin izlerin vardı. Ağzımızda halen senin doğumundan dünyaya saçılan o badem kokunun tadı vardı. Yüzünün koridorlarında soluksuz gün doğumları, gün batımları, ay ışıkları, sevgiler, sevgililer, çürümüş dudak izleri, dile kement vurmuş bakışlar, bakışmalar, kül ağacının mavi ve yeşil nefesi, cevizin hatırası meşenin kokusu ve daha bir sürü bilinemeyen duygu şimdi atardamarımda, gözeneklerimde sana dair bir ferfecir Frida.. ’Gün doğumları, dost kırmızılar, büyük maviler, yaprak dolu eller, gürültücü kuşlar, saçta parmaklar, güvercin yuvaları, insanın mücadelesine dair ender bir kavrayış, saçma şarkının basitliği, kalbimdeki rüzgarın budalalığı..’

Güzel uyu Frida, güzel uyu güzel kadın. (13 Temmuz 1954 Meksika)

 

Reklamlar

gonul_dicle_ipekci_büyümek

Oyuncak arabanın eline küçük gelmesidir büyümek, yaşadığın şehri eskitmek, yanında farklı kalabalıklar yerine az öz insanı tercih etmektir hatta…
Etrafındaki çoğu insanın çirkefliğini görerek uyum sağlamak mecburiyetidir, önüne gelen her şeye para için eyvallah etmektir büyümek. Kitapların başka, hayatların başka olduğunu kabullenmektir. Aşk ve mutluluğun sadece filmlerde olduğunu bilmek, gözlerini bu bilinçle açıp kapamak demektir..
Oyuncak bebeğine değil de gerçek bir bebeğe baktığın andır büyümek…
Bir şehri eskitmek, bir umudu yitirmek, bir dosta değil kendine sığınmaktır büyümek…
En yakın arkadaşının evlendiğini sıradan bir haber gibi duymaktır büyümek, maç sırasında kaza kurşunu ile ölen kişiye sessizce rahmet dilemektir, şirketten kovulduğunu normal bir haber gibi algılamaktır büyümek..
Hayatta düşüp tekrar ayağa kalkmaktır büyümek, oyuncak arabalı günleri arkada bırakmaktır, bozkırlara yerleşmek istemektir, kelimeleri eskitmektir büyümek…
Hayallere sığınamamaktır, umudun altında ezilip bunu kabullenmektir büyümek……

  • gonul_dicle_ipekci_frida_kahlo
  • Diego’m…

Gecenin aynası. Gözlerin tenimde yeşil kılıçlar. Ellerimizin arasında dalgalar. Tamamın seslerle dolu bir boşlukta – gölgede ve ışıkta.
Sana rengi yakalayan OKZOKROM dediler.
Bana KROMOFOR – renk veren.
Sen sayıların tüm kombinasyonlarısın. Hayat. Dileğim çizgileri şekilleri tonları hareketi anlamak. Sen gerçekleştiriyorsun ve ben alıyorum.Sözün boşlukta seyahat edip benim yıldızlarım olan hücrelerime ulaşıyor, sonra senin hücrelerine gidiyor ki onlar da benim ışığım.Okzokrom – Kromofor Yıllardır vücutlarımızda hapis kalan susuzluktu bu. Rüyalarımızın dudaklarından ayrı söyleyemediğimiz zincirli sözcükler. Her şey vücudunun düzlüğünün yeşil mucizeleri etrafında dizilmişti. Bedeninin üzerindeki dokunuşumu, derelerin fısıltılarını çiçeklerin kirpikleri karşıladı. Dudaklarının suyunda her çeşit meyve vardı, narın kanı, saf ananas ve mammee elmasının ufukları. Seni göğsüme bastırdım ve vücudunun mucizesi parmak uçlarımdan bütün bedenime işledi. Meşe özünün kokusu, cevizin hatırası, kül ağacının yeşil nefesi. Ufuk ve tarlalar, onları öpücüklerle takip ettim. Sözlerin kayıtsızlığı kapalı gözlerimizin bakışlarını anlatmak için bir lisana dönüşecek. Sen elle tutulamaz biçimde buradasın, odamın biçimine sıkıştırdığım bütün evren, sensin. Yokluğun saatlerin vuruşunu ve odamın ışığını titretiyor, aynadan nefesini duyuyorum. Senden ellerime doğru bütün vücudunu okşuyorum, bir an seninleyim, bir an kendimle.Damarlarımdaki kan, kalbimden seninkine uzanan hava kanallarından akan mucize. Vücudumun düzlüğünün yemyeşil mucizesi seninkinde doğanın tamamına dönüşüyor. Yuvarlak tepeleri parmak uçlarımla okşamak için hepsinin arasından uçuyorum, ellerim gölgeli yarıklara dalıyor, nazik dalların kucaklamasına bırakıyorum kendimi, yemyeşil ve serin. Bütün dünyanın cinsiyetine giriyorum, sıcaklığı beni yakıyor ve vücudum yapraklarının tazeliğine dolanıyor. Yaprakların buğusu yepyeni bir sevgilinin teri gibi. Aşk, şefkat ya da ilgi değil bu, hayatın ta kendisi, benim hayatım, senin ellerinde, göğüslerinde ve ayında gördüğüm, bulduğum şey. Ağzımda senin dudaklarından kalan badem tadı var. Dünyalarımız hiç dışarı çıkmadı. Bir dağın içini ancak başka bir dağ bilebilir. Varlığın bir anlığına havada uçuşuyor, sanki bütün varlığımı sabırsız bir sabahı bekleyişe mahkum eder gibi, o an farkediyorum ki seninleyim. O anda, bütün duyumların içinde, ellerim portakalların içine dalıyor ve vücudum sanki senin kollarına sarılıymış gibi hissediyorum.

  • Frida Kahlo

Bütün kadınların başının tacındaki çiçekleri seni andırıyor Frida, şüphesiz ki dudaklarının suyunda her çeşit meyve var, narın kanı, saf ananas vemammee elmasının ufukları. Meşe özünün kokusu, cevizin hatırası, kül ağacının yeşil nefesi.

İyi ki doğdun, Frida Kahlo (6 Temmuz 1907, Meksika). Acılarınla katlanıyoruz dünyaya.

İyi ki doğdun.

  • Yasmin Levi/ Perdono

sabahattin ali

Sabahattin Ali ‘ nin 1943 yılında yayınladığı Kürk Mantolu Madonna romanı bugünlerde tekrar elime aldığım bir roman.  Yazarın bana göre bu muhteşem romanı, İkinci Dünya Savaşı’ nı önceleyen yıllarda yaşanmış tutkulu ve marazi bir aşkı konu almakta, atmosferi  ve yarattığı etki ile, on dokuzuncu yüzyıl Rus anlatı edebiyatının- özellikle de Dostoyevski ve Gogol‘ün- çağrışımlarını da taşımaktadır.  Çok etkilenerek okuduğum bu romandan birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum…

”Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım. Ne zaman kendimle baş başa kalsam, Raif efendinin saf yüzü, biraz dünyadan uzak, buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek isteyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor. Halbuki o hiç de fevkalade bir adam değildi. Hatta pek alelade, hiçbir hususiyeti olmayan, her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz İnsanlardan biriydi. Hayatının bildiğimiz ve bilmediğimiz taraflarında insana merak verecek bir cihet olmadığı muhakkaktı. ”

‘Böyle kimseleri gördüğümüz zaman çok kere kendi kendimize sorarız: “Acaba bunlar neden yaşıyorlar? Yaşamakta ne buluyorlar? Hangi mantık, hangi hikmet bunların yeryüzünde dolaşıp nefes almalarını emrediyor?” Fakat bunu düşünürken yalnız o adamların dışlarına bakarız; onların da birer kafaları, bunun içinde, isteseler de istemeseler de işlemeye mahkûm birer dimağları bulunduğunu, bunun neticesi olarak kendilerine göre bir iç âlemleri olacağını hiç aklımıza getirmeyiz.”

”İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense körler gibi ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.”

”Gerçi etrafları tarafından anlaşılmayan, haklarında daima yanlış hükümler verilen insanların zamanla bu yalnızlıklarından bir gurur ve acı bir zevk duymaya başladıklarını biliyordum, fakat hiçbir zaman etrafın bu hareketini haklı bulacaklarını tasavvur edemiyordum.”

”Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir.”

”Kim olursa olsun bir insanın,  yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydi.”

‘Şunu anladım ki bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”

”Kimbilir..
Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak tekrar karşılaşırız ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız..”

Romanın esas temasını ikinci bölümde bulabiliyoruz.  Raif Efendi’ nin  siyah kaplı bir deftere döktüğü tutkulu bir aşk hikayesi…

En az üçüncü kez okuduğum bir roman sizlerin kim bilir kaçıncı kez okumuş olduğu ya da okuyacağı bir roman. . Benimki si ufak bir hatırlatmaydı sadece..

Keyifli okumalar..

 

Gönül Dicle İpekçi

 

aziz nesinSen iyi ki doğdun
Ben iyi ki yaşıyorum
Ne güzel şey
Seni hala seviyorum

Aziz NESİN

Şiirleriyle ve öyküleriyle usta bir kaleme sahip Aziz Nesin, 20 Aralık 1915 te Heybeliada da doğan Aziz Nesin in bu yıl da Çatalca da şarkılarla anılıyor.

Oğlu Ali Nesin babası gibi sanatçı değildir ancak babasının hayata dair hayallerini gerçekleştirme çabası içerisinde olduğundan Çatalca ‘da ”Nesin Vakfı” nı kurup yaşatmakla kalmamış aynı zamanda Şirince’ de Matematik Köyü nü de kurup ekol haline getirmeyi başarmıştır.

Her yıl, ilkokuldan doktoraya kadar her yıl 5 bin dolayında öğrenci köyü ziyaret ediyor ve hatta yurt dışında hocalar bu köyde ders vermek için sıraya giriyorlar adeta. Ali Nesin babasının adını yaşatmak adına eğitim adına müthiş işlere imza atmıştır .Ve bununla da kalmayıp inşaatına geçen yıl başlanan Felsefe Köyü nü kurma çabası içerisindedir.

Aziz Nesin 6 Temmuz 1995’ te Sivas katliamının ikinci yıl dönümü nedeniyle bir söyleşi için gittiği Alaçatı’ da kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmişti. Nesin, vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmadan, yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’da vakfın bahçesine gömülmüştür.

Ölümünün 19. yılında Aziz Nesin’i saygıyla ve alkışlarla anıyoruz..

gonul_dicle_ipekci_ejderhanı_nasıl_eğitirsin 2

Bu hafta sonu ikizlerimle beraber sinema keyfi yapmak istedik ve vizyondaki  ”Ejderhanı Nasıl Eğitirsin 2” filmini 3D boyutunda büyük bir ilgi ile izledik.  Aileniz ve çocuklarınızla beraber izleyeceğiniz güzel bir animasyon filmi.  Cressida Covell’in romanından aktarılan ”Ejderhanı nasıl eğitirsin”, iri yarı Vikinglerin ve vahşi ejderhaların destansı dünyasında geçiyor.

Ejderha savaşının bir hayat tarzı olduğu Berk adasında yaşayan bir genç, yaralı bir ejderhayla karşılaşır ve dünyası altüst olur. Bu ikili daha sonra iyi arkadaş olacaktır.  İzlediğimiz bu muhteşem filmin ikinci bölümünde bu ikili Hıçkıdık ve Dişsiz olağanüstü dünyalarına geri dönüyorlar.  İki kafadar maceralarından birinde kendilerini, yüzlerce yeni vahşi ejderhaya ve gizemli Ejderha Binicisine ev sahipliği yapan buzdan bir mağarada barışı korumak üzere çıkan bir savaşın ortasında buluyorlar.

Bu filmde beni etkileyen cümle şuydu :” Kötü insanların elindeki iyi ejderhalar kötü şeyler yaparlar”.  Evet sevgili okurlarım ailece  ve çocuklarınızla izleyebileceğiniz bu güzel animasyon filmini kaçırmayın derim.

 

İyi seyirler diliyorum..

 

Gönül Dicle İpekçi

gonul_dicle_ipekci_ karakol duvarlarıBugün mavinin ayrı bir havası
Bugün rüzgârın özel bir şıklığı var,
Bugün kuşların yaş günü çünkü sevgilim!
Bugün kuşlarla senden, senin
o çok efkârlı ellerinden konuştuk uzun uzun..
Bugün kuşlarla senin resmini çizdik
bütün karakol duvarlarına.
Biraz sandviç yedik, biraz su içtik seni düşünerek.
Allahına kadar fırlamaydık senin anlayacağın;
Bugün kuşların yaş günü çünkü sevgilim
Bugün kuşlara senin ismini armağan ettim!..

Küçük İskender