2 Temmuz 2014 için arşiv

gonul_dicle_ipekci_ailem

Küçücük dünyamızı kapsayan  o küçük mahallemizi belki yıllar önce terk edip, daha büyük, daha renkli daha fazla yankı uyandırmış olan hayatlara yelken açarak, hayatın tüm aşamalarını yaşamış gerek üniversite eğitimi gerekse lisansüstü eğitim amacıyla aile ocağından kopmuş olarak yıllar sonra memleketimize geri döndüğümüzde, her şeyi bıraktığımız gibi bulmayı ümit ettiğimiz zamanlarımız çok olmuştur bu hayatta  Aslında derdimiz her şey değildir, tek bir şeydir. O da, alaturka memleketimizi terk ederken, boynu bükük bıraktığımız ailemizdir veya sevdiğimizdir. Şahsen benim annem ve babam yani çok değerli ailemdi geride bıraktığım. Uzun yıllar Fransa nın Rouen şehrinde kalmış lisans yüksek lisansımı tamamlamış olarak dolu dolu bir şekilde dönmeyi artık arzulamadığım memleketime geri dönmemde ki tek neden ailemdi. Eve dönüş amaçları arasında pek tabi ki öğretim elemanı olarak çalıştığım üniversite ye olan mecburi hizmet te söz konusuydu ancak başlıca neden ailemdi. Dönmemi çok arzulayan ailem… (daha&helliip;)

Reklamlar

 

gonul_dicle_ipekci_kitaplarımÇocukken en sevdiğim şeydi benim okumak, okurken başka dünyalara gitmek… Okuma yolculuğu için tüm sokaklardan, arkadaşlarımdan vazgeçmek… Yolculuk öyle sadece bir yerlere gitmekle olmaz, bunu anladığınız gün belki de hayatınızda bir şeylerin değişeceği gündür. Okurken başka dünyaları algılayıp, kendi hayatınızı sorgulamaya başlarsınız. Fransız varoluşçu yazar Jean Paul Sartre der ki “Dünyayı dil aracılığıyla keşfettiğim için, dili dünya sandım”. İşte insanlığın yolculuğu tam da burada başlar, benimki ise dili dünya sanıp, kendimi nokta zannetmekte… Okudukça küçülüp, küçüldükçe okumakta…Dili algılayınca aşkı da ayrı algılar insan, sınırların ötesinde sevmeyi öğrenir, şairlerin en güzel satırlarında bulur kendini… Turgut Uyar’ı, Cemal Süreyya’yı, Edip Cansever’i keşfeder insan. Sevmenin acı çekmek demek olduğunu, dilin kelimelerin kifayetsiz olduğunu satır aralarında fark eder.  Sonra okumalar yetmez, düşündüklerinizi biriktirir, biriktirdiklerinizi yazarsınız. Kağıt kalem olmadığında  bile, beyninize not almaya başlar hale gelirsiniz her şeyi.  (daha&helliip;)

Çakıl

Yayınlandı: 2 Temmuz 2014 / Edebiyat
Etiketler:, , ,

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bedri Rahmi Eyüboğlu/ Çakıl

 gonul_dicle_ipekci_anton cehov—Biliyor musun, Volodya, öyle sanıyorum ki, siz düşünen insanlar kendinizi daha büyük sorunların çözümüne adasaydınız şimdi üzerinde didinip durduğun şu ıvır zıvır şeyler kendiliğinden, ikincil çalışmalarla çözülüverirdi. Bir kenti tepeden görmek için balona binip havalansan ister istemez kırları, ağaçları, ırmakları da görürsün. Sitearin elde etmek için didinip çabaladığında ikincil bir ürün olarak gliserin geçer eline. Bana öyle geliyor ki, çağımızın düşüncesi aynı noktaya çakılıp kalmış, bir adım ilerlemiyor. Şimdiki düşünce tarzımız önyargılara dayanıyor, o yüzden uyuşuktur, korkaktır, tutucudur. Seninle ben yüksek dağlara tırmanmaktan nasıl korkuyorsak, düşünürlerimiz de geniş, dev adımlarla atılım yapmaktan çekiniyor.

(daha&helliip;)

Siz aşktan n’anlarsınız bayım,

Yayınlandı: 2 Temmuz 2014 / Edebiyat

Three Colours Red Films Movies“…
çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
alt katında uyumayı bir ranzanın
üst katında çocukluğum…
kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
aşk diyorsunuz,
limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

allah’la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
havı dökülmüş yerlerine yüzümün
büyük bir aşk yamadım
hayır
yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı (daha&helliip;)